komedi.lol anketleri, Türkiye'nin asla bitmeyecek gündelik tartışmalarını tek soruda oylamaya açan eğlenceli anketlerdir: menemen soğanlı mı olur, çay mı kahve mi, dönerin yanına ayran mı gider? Herkes oy verebilir, her ankette bir kez. Sonuç kimseyi ikna etmez, ama en azından kimin hangi tarafta durduğu artık belli olur.

Türkiye'nin tartışmaları neden bitmez?

Bu ülkede bazı sorular vardır ki cevabı yoktur, sadece tarafları vardır. Menemen meselesi bunların başında gelir. Soğanlı menemeni savunan, sabah kahvaltısında soğanın tatlılığını anlatmaya başladığında gözleri dolar. Soğansızcı ise "o zaman adı menemen olmaz, domatesli yumurta olur" der ve masadan kalkar. Yıllardır süren bu tartışmanın bir kazananı çıkmadı, çıkmayacak da.

Bize sorarsanız bu tartışmaların bitmemesinin sebebi, aslında bir tartışma olmamaları. Kimse gerçekten karşı tarafı ikna etmeye çalışmıyor. Asıl amaç, kendi tarafını ilan etmek ve aynı taraftakilerle "işte bu" diye bakışmak. Menemen sorusu, bir yemek sorusu kılığına girmiş bir kimlik sorusudur.

Aynı şey çay ve kahve için de geçerli. Çaycı, kahvecinin "sabah kahvem olmadan konuşamam" cümlesini biraz yapmacık bulur. Kahveci ise çaycının günde on iki bardak içmesini bir yaşam tarzı değil bir alarm işareti olarak görür. İkisi de haklı, ikisi de haksız, ikisi de akşam aynı sofrada çay içer.

Tartışmaların kısa bir haritası

Anketlerimizdeki sorular aslında birkaç büyük cephede toplanıyor:

  • Mutfak cephesi: menemen, mantıya sarımsak, karpuzun yanına peynir, simit mi poğaça mı.
  • İş cephesi: bu toplantı mail olabilir miydi, evden çalışma mı ofis mi, pazartesi sabahı mı pazar akşamı mı daha kötü.
  • Gönül cephesi: sevgiliyle mesaj mı arama mı, ilk buluşmada hesabı kim öder, uzun sesli mesaj kabul edilebilir mi.
  • Nostalji cephesi: kaset mi CD mi, en iyi sokak oyunu hangisi, çocukken ne biriktirdin.

Her cephenin kendine has bir havası var. Mutfak cephesi hararetli ama tatlıdır. İş cephesi yorgun ve alaycıdır. Gönül cephesi tehlikelidir, dikkatli girilmelidir. Nostalji cephesi ise herkesin birbirine sarıldığı tek yerdir. "Hangisini biriktirdin" sorusunda tazo, çıkartma ya da bilye seçenler arasında kavga çıkmaz; sadece "sende o çıkartma var mıydı" diye başlayan uzun ve tatlı bir sohbet çıkar.

Menemen, çay, döner: bizim görüşümüz

Yayın ekibi olarak tarafsız kalmamız beklenebilir. Kalmayacağız, çünkü tarafsız bir anket sayfası ruhsuz bir sayfadır. Ama şunu söyleyelim: oy verirken bizim görüşümüzü dikkate almak zorunda değilsiniz, zaten kimse almıyor.

Menemen konusunda ekip ikiye bölünmüş durumda ve bu bölünme ofiste gerçek bir kahvaltı gerginliği yaratıyor. Bir taraf "soğan menemene derinlik katar" diyor. Diğer taraf "soğan her şeye girmek zorunda değil" diye cevap veriyor. Biz bu kavgayı çözmek yerine ankete taşıdık. Anketin en güzel yanı da bu: tartışmayı sonlandırmıyor, sadece yeni bir boyuta taşıyor.

Döner meselesinde ise itiraf edelim, ayranın tarafındayız. Ama şalgamı üçüncü şık olarak eklememiz boşuna değil. Şalgamcılar sayıca az olabilir ama sesleri çok çıkar ve bir anketten dışlandıklarını hissettiklerinde bunu herkese anlatırlar. Her ankette o "üçüncü yol" şıkkını bu yüzden seviyoruz.

Karpuz ve peynir: en masum görünen savaş

Karpuzun yanına peynir sorusu dışarıdan zararsız görünür. Ama yazın bir bahçe sofrasında bu soruyu sorduğunuzda masa ikiye ayrılır. "Olmazsa olmaz" diyen kişi, soğuk karpuz ile tuzlu peynirin buluşmasını bir şiir gibi anlatır. "Asla" diyen kişi ise tatlıyla tuzlunun aynı ağızda buluşmasını bir kural ihlali sayar. Biz bu ankete "Bazen" şıkkını ekledik, çünkü bazen demek Türkiye'de en gerçekçi cevaptır.

Oy nasıl sayılır? Herkes oy verir, bir kez

Anketlerimizde kural basit: herkes oy verebilir, her ankette yalnızca bir kez. Üye olmanıza gerek yok. Sayfayı açar, şıkkınızı seçer ve sonucu hemen görürsünüz.

"Bir kez" kısmı önemli. Bir anketin eğlencesi, her oyun gerçek bir kişiyi temsil etmesidir. Biri menemen anketine kırk kez soğanlı diye basarsa sonuç bir anlam taşımaz ve tartışma da tadını kaybeder. Bu yüzden aynı kişinin aynı ankette tekrar tekrar oy vermesini engelliyoruz. Kararını verdin mi, o artık senin tarafın.

Oy verdikten sonra sonuçları yüzdeler halinde görüyorsun. Sonuçlar canlıdır; başka biri oy verdikçe değişir. Bir sabah soğanlılar öndeyken akşama soğansızların yetiştiğini görebilirsin. Bu dalgalanma da anketin eğlencesinin bir parçası.

Sonuçlar neyi söyler, neyi söylemez?

Burada dürüst olmamız gerekiyor. Anketlerimizin sonuçları, komedi.lol'e uğrayıp o soruya oy veren kişilerin tercihini gösterir. Türkiye'nin tamamını temsil ettiğini iddia etmiyoruz. Bir menemen anketinin sonucunu alıp "Türk halkı soğanlıyı seçti" diye manşet atmak bizim tarzımız değil.

Yine de bu sonuçlar anlamsız değil. Belli bir topluluğun, belli bir anda neyi düşündüğünü gösteriyorlar. Bir caps sitesinin okurlarının "bu toplantı mail olabilir miydi" sorusuna nasıl cevap verdiği, kendi başına eğlenceli bir veri. Ama onu bir kamuoyu araştırması gibi okumamak lazım.

Anket kültürü: kısa soru, uzun muhabbet

İyi bir anketin sırrı, sorunun kısalığıdır. "Çay mı kahve mi?" üç kelimedir ve saatlerce konuşulabilir. Uzun, açıklamalı sorular insanları yorar. Kısa sorular ise insanları kışkırtır.

Anket kültürünün bir de sosyal tarafı var. Bir anketi arkadaş grubuna attığınızda, aslında bir tartışma başlatırsınız. "Ben soğanlı dedim, siz?" mesajı, günlerce sessiz kalan bir grubu uyandırmaya yeter. Hatta bazı gruplarda anketler, yıllardır süren ortak şakaların başlangıç noktası olur.

Şöyle bir sahne düşünün. Ofiste öğle arası, biri "ilk buluşmada hesabı kim öder" anketini ekrana açıyor. Beş dakika içinde masada herkesin bir hikâyesi var. Biri "bizim zamanımızda" diye başlıyor, biri "ben hep bölüşürüm" diyor, bir başkası sessizce çayını içiyor ve hiçbir şey söylemiyor, ki o en çok şey söyleyendir. İşte anket bu masayı kurmak için var.

Anketle caps arasındaki bağ

Anketler ve capsler kardeş sayılır. İkisi de gündelik bir anı alır ve ortak bir tepkiye dönüştürür. Bir ankete oy verdikten sonra o sorunun capsini yapmak, tartışmayı bir adım ileri taşır. Örneğin menemen anketinden sonra şöyle bir caps çok iyi gider:

MENEMENE SOĞAN KOYDUM AİLE GRUBUNDAN ÇIKARILDIM

Ya da iş cephesinden:

"BİR DAKİKALIK TOPLANTI" DEDİ ÖĞLE ARASI DA GİTTİ

Bu capsleri yapmak için caps yapma aracını kullanabilirsin. Hazır görseller arıyorsan şablonlar sayfası iyi bir başlangıç. Yemek tartışmaları için yemek capsleri, iş dertleri için iş yeri capsleri sayfalarına da göz atabilirsin.

Hangi ankete oy vermeli?

Anketler sayfasında pek çok soru var ve hangisinden başlayacağını seçmek, çay mı kahve mi seçmek kadar zor olabilir. Bizim önerimiz şöyle.

Klasiklerden başla. Menemen ve çay-kahve anketleri bu sayfanın ana kapısıdır. Bunlara oy vermeden diğerlerine geçmek, kahvaltıya zeytinsiz başlamak gibidir.

Sonra kendi derdine göre ilerle. Pazartesi sabahından nefret ediyorsan "pazartesi sabahı mı pazar akşamı mı" anketi seni bekliyor. Bu soru bizce anketlerin en felsefi olanı: bir kötülüğün kendisi mi daha kötü, yoksa onu beklemek mi? Konuyu biraz daha derinleştirmek istersen pazartesi capsleri sayfası tam senin için.

İlişkinde bir gerginlik yaratmak istiyorsan, gönül cephesi anketlerini partnerinle birlikte çöz. "Uzun sesli mesaj atmak kabul edilebilir mi" sorusu, pek çok çiftin hiç konuşmadığı ama herkesin içinden geçirdiği bir meseledir. Bu arada ilişki üzerine daha fazla gülmek istersen sevgili capsleri sayfasına ve ilişkide ne kadar kıskançsın testine bakabilirsin.

Evden çalışanlar için ayrı bir önerimiz var: "evden çalışma mı ofis mi" anketine oy verirken dürüst ol. Pijamayla toplantıya girmenin özgürlüğü ile ofis çayının sosyal değeri arasında sıkışmış çok kişi var. Bu anket, o sıkışmışlığı açıkça ilan etmenin güvenli bir yolu. Kameranın açık olduğu ama pijama altının görünmediği o bölünmüş hayatı yaşayanlar, bu soruda kendini en iyi tanıyanlardır.

Nostalji anketlerini en sona sakla. Gün bitmeden "kaset mi CD mi" sorusuna oy vermek, günü yumuşak bir şekilde kapatır. Oradan nostalji capslerine ya da 90'lar nostalji testine geçmek de doğal bir devamdır.

Futbolseverler için bir not

Anketlerimizde futbol da var ama takım rekabetine girmiyoruz. "Maç evde mi izlenir kahvede mi" ve "halı sahada kaleye kim geçer" gibi sorular, hangi takımı tuttuğundan bağımsız olarak herkesin yaşadığı anlara dair. Halı sahada kaleye kimin geçeceği, bizce Türkiye'nin en adil çözülemeyen sorunudur. Herkes "sırayla" der, kimse sırasını beklemez. Bu konuda daha fazla gülmek istersen futbol capsleri sayfası var.

İyi bir anket sorusu nasıl yazılır?

Kendi anket fikirlerini düşünen okurlarımız için mutfaktan birkaç not paylaşalım. Anket sorusu yazmak, caps yazmaya çok benzer: az kelimeyle büyük bir tepki yaratmaya çalışırsın.

Birincisi, soru herkesin hayatında olmalı. "Hangi programlama dili daha iyi" sorusu belli bir kesimi ateşler ama geri kalanını kayıtsız bırakır. "Alarmı kaç kere ertelersin" sorusu ise herkesi ilgilendirir, çünkü herkesin bir alarmı ve o alarmla bir hesabı vardır.

İkincisi, şıklar birbirine eşit uzaklıkta olmalı. Bir şık açıkça "doğru", diğeri açıkça "saçma" görünüyorsa anket ölür. İyi bir ankette her şık savunulabilir olmalı ve her şıkkın arkasında bir grup insan durmalı.

Üçüncüsü, bir kaçış şıkkı bırak ama çok bırakma. "Bazen" ya da "Şalgam" gibi üçüncü bir yol, anketi zenginleştirir. Ama beş tane "duruma göre değişir" şıkkı, kimsenin taraf seçmek zorunda kalmadığı sıkıcı bir ankete dönüşür. Anketin tuzu, bir tarafı seçme zorunluluğudur.

Dördüncüsü, sorudan siyaseti ve kişileri uzak tut. Anketlerimiz insanları ayırmak için değil, aynı masada tatlı tatlı atışmak için var. Gerçek kişileri ya da hassas konuları oylamaya açmıyoruz. Menemen yeterince bölücü zaten.

Bir anket fikrini nasıl test edersin?

Basit bir yöntemimiz var: soruyu bir arkadaşına sesli sor ve cevabı düşünmeden verip vermediğine bak. Eğer "hmm, bilmem" diyorsa soru zayıf. Eğer hemen "tabii ki soğanlı, bu soru mu şimdi" diyor ve sen karşı tarafı savunmaya başlıyorsan, elinde iyi bir anket var demektir.

Neden bu kadar çok yemek sorusu var?

Anket listemize bakan biri haklı olarak soracaktır: neden yarısı yemekle ilgili? Cevabımız samimi: çünkü bu ülkede en güvenli kavga yemek kavgasıdır. Kimse menemene soğan koydu diye bir dostluğu bitirmez, ama herkes bu konuda sesini yükseltmekten keyif alır. Yemek, hem tamamen kişisel hem de tamamen ortak bir alan. Herkesin bir annesi, bir anneannesi, bir "bizim evde böyle yapılır"ı vardır.

Mantıya sarımsak meselesi bunun en iyi örneği. "Bol sarımsaklı" diyen kişi, ertesi gün toplantıda kimsenin yanına yaklaşmayacağını bile bile bu tercihi yapar ve bununla gurur duyar. "Sarımsaksız" diyen ise genellikle bir kez kötü bir deneyim yaşamış ve o günden beri temkinlidir. "Az sarımsaklı" diyenler de her ailede bulunan arabuluculardır. Tek bir soru, bir ailenin bütün diplomasi haritasını çıkarır.

Oylamanın küçük psikolojisi

Oy verirken ne yaşadığımızı biraz düşünmek eğlenceli. Bir ankete ilk girdiğinde çoğu zaman cevabını zaten biliyorsun; tereddüt yok, parmak doğrudan şıkka gidiyor. Asıl heyecan, oy verdikten sonra sonuçların açıldığı o saniyede yaşanıyor. Azınlıkta kaldıysan içinde küçük bir isyan başlıyor. Çoğunluktaysan tuhaf bir huzur hissediyorsun, sanki bir sınavı geçmişsin gibi.

Azınlıkta kalmanın da ayrı bir zevki var. "Alarmı hiç ertelemem" diyenlerden biriysen ve sonuçlarda yalnız kaldığını görüyorsan, bu bir yenilgi değil, bir rozet. Bu kişiler genellikle sonucu ekran görüntüsüyle paylaşıp altına "demek ki disiplinli olan tek kişi benim" yazarlar. Ve bu paylaşım, çoğunluktan çok daha fazla ilgi görür.

Bir de "herkes neyi seçti, ben de onu seçeyim" hissi var. Sonuçları oy vermeden göstermememizin sebebi bu. İnsan kalabalığa uymayı sever, ama bir anketin tadı dürüst cevaptadır. Önce kendi cevabını ver, sonra kalabalığa bak. Şaşırmak, anketin en güzel anıdır.

Anketlerin ötesinde: tartışmayı sürdürmenin yolları

Bir ankete oy verdin, sonucu gördün, belki biraz sinirlendin. Şimdi ne olacak? Bizim önerimiz, tartışmayı sitenin diğer köşelerine taşımak.

Kendi tarafını bir caps ile savun. Sonra o capsi paylaş ve topluluğun oylarına bırak. Eğer yeterince komikse, belki haftanın en komikleri listesine bile girer. Tartışmayı kazanamasan da en komik savunmayı yapan sen olursun, ki bu bizce daha değerli.

Ya da bir test çöz. Hangi Türk yemeğisin testi, mutfak tartışmalarından sonra iyi bir sakinleştiricidir. Menemen anketinde kaybettiysen, belki de sen aslında bir mercimek çorbasısın ve bu kavgaya hiç girmemeliydin.